Bundan birkaç hafta önceydi. Bizim Bey yoktu, bir kongreye gitmişti. Annem dedi ki, “Ben İstinye Park’ı hiç görmedim.” “Bildiğin bir alışveriş merkezi işte,” dedim. Anladım ki, gitmek ve görmek istiyor. “Cumartesi Kem’i basketbol okuluna birlikte götürürüz, dönüşte de İstinye Park’a gideriz,” dedim. Yüzünün ifadesinden az önce söylediğim ‘bir alışveriş merkezi işte’nin bıraktığı hayalkırıklığının uzaklaştığını gördüm. [...]
