RATATOUILLE’A HAZIRLIK

Yakın geçmişi hatırlamamak pek hayra alamet değildir. Benim kastım öğlen yediğini akşama unutmak değil.

Bu hafta bizim mutfağa dair düşündüğümde aklıma bugünün haricinde iki şey geliyor. Birini siz de biliyorsunuz, Bizim Bey’in bana yapması kolay olsun diye önerdiği Lazanya… Durum Bildirimi’nin ofis okuyucularından elbette gelip de soranları oldu “Sen mi, yoksa kocan mı dalga geçiyor?” diye. Halbuki cevap hiçbirisi.

Bizim Bey’in önerisini kolay olmasının ötesinde bir sebeple kabul ettim, ertesi Ankara’ya gidiyordum, 17:00 deki uçakla dönecektim ama ne olacağı belli olmazdı ve her durumda lazanyanın yarısının ertesi güne kalacağı garantiydi.

Ertesi gün İzmit üzerinde iniş için alçalmaya başladığımızda benim de rüyama evdeki lazanya girdi girmesine… bir de yanında acı biber turşusuyla… orta koltuktaydım, ağzımdan akmakta olan suya sebep, derin bir iç geçirmeyle uyandım. Solumda benden daha business (iş) kılığında bir kadın, ki o da garibim boynunu bükmüş uyuyordu, sağımda bir adam I-pad’inda ultra-jix (böyle mi yazılıyordu, emin olamadım :-/ ) İngilizce kitap okuyordu.

Uçak kısmen de olsa rötarla SAW’a indi, Allah bismillah TEM’e girişteki yoğunluğu görünce tırstım. Salı ve Çarşamba Kavacık’taki rezilliği yaşamış bir insan olarak daha da bünyem tolere etmezmiş gibi hissettim. Baktım, gişelerden sonra durum vahim, Küçükbakkalköy  üzerinden Bostancı’ya doğru seyretmeye karar verdim. Neyse sabah git, akşam gel… saat 19:30’da  evdeydim ve lazanyanın kırıntısı bile yoktu.

Lazanya’dan bir gün önce yaptığım çakma lahmacunları aradım buzdolabında… sonuç yine hüsran…

Neyse ki, onların bulamayacağı şekilde yarım dilim soğuk eti buzdolabının arkalarına doğru saklamayı başarmıştım. Yarım lavaş ekmeği, dilimlenmiş yarım domates ve acı biber turşusu ile kısmen de olsa hayallerimi gerçekleştirdim.

Bugün niyetim ratatouille anlatmaktı ama hadi, yarına kalsın. Ratatouille nereden çıktı derseniz, dün Kem’e sordum “Yarın akşama ne yemek istersin?” diye. Cevap, “Ratatouille yemeği çok isterim,” oldu. Güç bela sebze yiyen bir pre-ergenin annesi olarak düşünün kendinizi. Tabii ki, yapardınız. Bir de bir zamanlar bıkana kadar Remy seyrettiyseniz, bu isteğe hiçbir annenin karşı gelmesi düşünülemezdi.

Lakin girişte yine fazla gevezelik ettim 🙂 Bundan sonrası nafile… O zaman ratatouille yarına kalsın…