BİLANÇO

Bu sabah kalkınca düşündüm, bu yıl nasıl geçti diye. Güzel bir yıl oldu, şikayetim yok. Hatta diğer yıllardan daha memnun ediciydi diyebilirim. Bence buna yeni yıla girerken dilekler konusunda bu sefer tevazuyu elden bırakarak gayet arsız davranmış olmam neden olmuş olabilir. En azından üzücü herhangi bir şey yaşamadım. Elbette ufak tefek şeyler oldu ama üstünde durmaya değmez. Bir de anneannemden ayrılmamız gerekti. Doğmak kadar ölmek de doğal olduğu  ve belki de bundan sonra anneannem için böylesi daha iyi olabileceğini düşündüğümden üzüntüm de makul miktardaydı.

Bu yılın bence en kayda değer olayı bu bloglama durumumdu. Resmen hayatıma renk geldi. Bir sürü yeni insan tanıdım, ayrı bir dünyanın içine girdim.

İkinci önemli olayım yıllardır hayalini kurduğum ilk kitabımı her ne kadar edebiyat dünyası doğru bulmasa da kendim bastırttım. Nedenlerim elbette vardı, en önde gelenlerinden biri bunca zaman sonrasında editör kaprisine katlanamayacağımı bilmemdi (işte artık bu cümleyle kendi kendimi tamamen aforoz etmiş oldum). Bence benim kitabım editör masasından geçerek basılan ve raflara konan nicesinden iyiydi. Eksiklikleri, kusurları elbette vardı, o kadar kusur kadı kızında da olurdu.

Üçüncü önemli nokta bir yılı devirmeme rağmen halen aynı işte çalışıyor olmamdı. Hayret ki, ne hayret!

Hepsinden önemlisi dördümüz bir arada, sağlıklı, mutlu, huzurlu, güzel bir yıl geçirdik. Daha ne olsun!

2012’den de en azından aynı cömertliği göstermesini ve kendisinden çok daha fazlasını yapabileceği konusunda umutlu olduğumu belirtmek istiyorum.

Şimdi dün Twitter’dan arakladığım aşağıdaki harf karmaşasına bakmanızı istiyorum. Gördüğünüz ilk üç kelime 2012’de sizinle olsun diyor, herkese sevdikleriyle sağlıklı, huzurlu bir yıl diliyorum. Bunlar oldu mu gerisi gelir. Para mı? O şımarığı boşverin…

Benim ilk üç kelimem çok manidardı. Dostluk, aile, ilham. Hadi bakalım…