KENDİ KENDİNE PİŞEN TAVUK

Kabul, yemeğin adı komik.

Bir ofis insanı arkadaşın deyimine göre insanın aklında bir tavuğun tencereye oturup sonra da ocağın altını yaktığına dair bir imaj oluşuyor.

Tam olarak öyle olmasa da, aslında durum öyle.

Tarif inanamayacağınız kadar kısa. Şöyle ki…

Kalçalı butları alıyor, yıkayıp çelik tencereye koyuyor, üstlerine tuz serpeliyorsunuz. Sonra da kısık ateşte yaklaşık 2 saatte pişiriyorsunuz.

Bu kadar. Sos yok, yağ yok. Sadece tavuğun kendisi, tencere ve ateş var. Gayet ilkel bir yemek anlayacağınız.

Tavsiye tavukların derileri yukarı gelecek şekilde tencereye koymanız. Tencereden cızırtılar gelmeye başlayana kadar çevirmeyin. Ne zaman ki, cızırtıyı duydunuz, bir spatula yardımıyla çevirin. Böylelikle, eğer tavuğun derisini seviyorsanız çıtır kızarmış, yok sevmiyorsanız kolaylıkla vazgeçebileceğiniz tavuk derisi elde etmiş oluyorsunuz.

Belki de makarna haşlamaktan bile kolay.

Makarna demişken annem usulü makarna tarifi (makarna işte demeyin, bu başka) de vermeliyim ki, mutfak acemisi, sipariş profesyoneli insanlık ihya olsun. Hatta içimden geldi, tez zamanda domatesli pilav tarifi de vereceğim.

Yeni hedef kitle belli oldu, mutfağın beceriksizi bekar evi, öğrenci evi insanları…

Durum budur…. Öyle yani…

P.S. Foto çok iç açıcı olmasa da tadı garantili… idare ediverin. Tamam mı?